Sosyal medyanın iki yüzü: Melek mi, Şeytan mı?

By Cumartesi, Ağustos 20, 2011 0 Permalink 0

Dün Arap ülkelerine demokrasi getirdiği için kutsanan sosyal medya araçları bugün demokrasinin beşiği sayılan İngiltere’de yaşanan olaylar nedeniyle eleştiri oklarının hedefi. Peki bu eleştiriler ne kadar haklı? Acaba sosyal medya melek mi, şeytan mı?

Ağustos ayı başında Mark Duggan adlı bir İngiliz gencinin Tottenham’da polis tarafından vurulmasını protestoyla başlayan gösteriler kontrolden çıkarak İngiltere tarihinin en şiddetli yağmalamalarından birine dönüştü. Birkaç gün içinde hızla yayılan olaylarda binlerce mağaza yağmalandı, 5 kişi öldü, 3000′den fazla kişi tutuklandı, 1000 kişi ceza aldı ve 200′e yakın polis yaralandı. Toplam maddi zarar ise 200 milyon pound civarında. Olayların bu kadar hızlı yayılmasında Facebook, Twitter gibi sosyal medya araçlarının ve özel mesajlaşma imkanı veren BlackBerry BBM servisinin büyük rolü olduğu iddia ediliyor.

Önce 4 Ağustos tarihinde ölen Mark Duggan için ‘R.I.P. Mark Duggan’ adıyla bir Facebook sayfası açıldı ve sayfanın kısa sürede binlerce hayranı oldu. Hayranların sayfada paylaştığı mesajlar polise karşı kızgınlık doluydu. Bir süre sonra kızgınlığın yerini sokak eylemi çağrıları aldı ve bunun gibi onlarca sayfa açıldı. Twitter’da ise birçok kişi sokağa dökülme çağrıları yapmaya başlamıştı, iş çığrından çıkıyordu.

Olayları asıl ateşleyen ise İngiliz gençlerinin birçoğunun kullandığı BlackBerry BBM servisi aracılığıyla yapılan yağma çağrıları oldu. “Oxford Circus’ta buluşup dükkanları yağmalıyoruz, bize katılın.” mesajını alan gençler sokağa döküldüler. Bunu önce Londra’nın diğer bölgeleri ve daha sonra da başka şehirleri için yapılan yağma çağrıları izledi.

Bedava giysi, teknolojik aygıtlar ve mücevher isteyen bazı İngilizler ‘şiddetli alışveriş’ tutkusuna kapılmış gibiydi. Twitter, Facebook ve BlackBerry üzerinden mesajlaşarak sokağa dökülen binlerce genç yaklaşık 5 gün boyunca İngiltere’nin altını üstüne getirdi.

İngiltere Başbakanı Cameron gelişen olaylara büyük tepki gösterdi, gerekirse ülkede sosyal medya araçlarını ve BlackBerry BBM servislerini engelleyebileceklerini açıkladı. Daha birkaç ay önce Arap ülkelerine demokrasi getirdiği için kutsanan bu araçlar, demokrasinin beşiği sayılan ülkede sanki bir cinayet aracı gibi algılanmaya başlanmıştı. Görünüşe göre sosyal medya ve BlackBerry için pek de iyi bir hafta değildi.

Hikâyenin diğer yüzü

Yaşanan yağmalama olaylarına tepki gösteren bazı duyarlı İngilizler Twitter’da #riotcleanup etiketiyle bir sosyal girişim başlattılar. Ayrıca Facebook’ta ‘London Clean Up’ adıyla bir sayfa açtılar ve zarar görenlere destek vermek amacıyla http://RiotCleanUp.com ve http://psocha.co.uk/cleanup adreslerindeki blogları yayına aldılar. Bu girişimler bir anda büyük kitlelerin ilgisini çekti. Birbirini hiç tanımayan insanlar sosyal medya aracılığıyla bir araya gelip, fırçalarını ve kovalarını alarak İngiltere mahallelerinde zarar görmüş mağazaları ve sokakları birlikte temizlediler. Girişimler sadece bununla da sınırlı kalmadı. Sosyal medyanın ve teknolojinin iyi şeyler için de kullanılabileceğini göstermek isteyenler çeşitli yardım kampanyaları başlattılar.

Hackney’deki 11 yıllık dükkanı ve içindeki malları harap olan Siva Kandiah’a yardım için açılan helpsiva.com adlı blogda (şu ana kadar) 20 bin pound toplandı. Berber dükkanı talan edilen ve sigortası olmayan 89 yaşındaki Aaron Biber’e yardım için açılan blogda ise (http://keepaaroncutting.blogspot.com) tam 35 bin Pound toplandı.

Gençlerin sosyal medyayı kullanarak şiddet olaylarına karışmasından en büyük rahatsızlığı duyan İngiliz polisi de sosyal medyayı kullanmayı ihmal etmiyor. Yağma yapan insanların kamera görüntülerini flickr.com/metropolitanpolice hesabından yayınlayan polis, halktan suçluları tespit etmek için yardım istiyor.

Hikâyenin iki yüzü bize gösteriyor ki Twitter, Facebook, BlackBerry BBM vb. araçlar günümüzde bireyler arasındaki iletişimi artırarak sosyal olayların tetiklenmesinde büyük rol oynuyor. Üstelik bu bireylerin birçoğu normal hayatta birbirlerini hiçbir şekilde tanımayabiliyorlar. Bu araçları kullanan herkes bir anlamda kendi hikâyesini yazıyor, hikâyenin hangi yüzünde yer alacaklarına karar vermek ise tamamen onların tercihi.

DENİZ ERGÜREL

Twitter: @denizergurel